IP Kameralar
Sesli iletişim tarafında telefon hala en çok tercih edilen yöntem ama metin tabanlı iletişimde mektubun yerini ağırlıklı olarak e-posta ve
MSN Live Messenger gibi mesajlaşma yazılımları alıyor. Çünkü bu yeni yöntemler çok daha hızlı ve çoğu zaman ücretsiz. Üstelik
web kamerası olanlar ücretsiz yazılımlarla görüntülü sohbet de yapabiliyor. Bunun etkisiyle web kamera satışları patladı. Harici cihazlar için günümüzün en popüler bağlantı birimi
USB olduğundan web kameraların tümünde USB bağlantısı kullanılıyor, ek güç gerekmiyor. Oldukça basit olan web kameralarda birer alıcı ve dönüştürücü devre var. Çoğunda görüntü kalitesi orta kıvamda ve optik yakınlaştırma filan yok. Ne de olsa fiyatları 10 TL seviyesine kadar geriledi. Bu basit ürünleri bir kenara bırakıp daha gelişmiş seçeneklere bakma zamanı geldi. Ağ üzerinden farklı noktalardan
IP kameralara erişim kurulabiliyor, herhangi bir bilgisayarın açık kalması gerekmiyor. Ayrıca aynı anda birden çok kullanıcı bağlanıp eş zamanlı olarak görüntüleri takip edebiliyor. Hemen aklımıza trafik kameraları geliyor. Belirli bir noktadaki trafik durumunu halka iletmek için kurulmuş bu tür kameraların faydası tartışılmaz.
Linux işletim sistemi yüklü Genelde prensip aynı.
IP kamera içinde yer alan alıcı devre görüntüyü elektrik sinyaline çevirdikten sonra ağ üzerinden paylaşıma sunuyor. Bu görüntünün işlenmesi ve aktarılmasını sağlayan devre o kadar basit değil. Çoğunlukla
Linux işletim sistemi kurulu olan basit bir bilgisayar tanımlamasını yapabiliriz. ilk
IP kamera
1996 yılında Axis Communications tarafından geliştirildi ve bu cihaz da da
Linux işletim sistemi yer alıyordu. Linux'un ücretsiz olması yanında açık kaynaklı olması avantaj sağlıyor. Tercih edilen evrensel standartlar sayesinde diğer cihazlarla iletişim kurarken sorun çıkmıyor. Veri aktarımı için kullanılan yöntemler ve protokoller markadan markaya farklılık göstermiyor. Gerçekten de
IP kameralar belirli bir
IP adresi olan ağ cihazlarıdır. Ağdaki bilgisayarlara erişim yapıp dosya ve yazıcı paylaşımı yapabiliyoruz.
IP kameralara da benzer yolla
IP adresleriyle erişip görüntüyü ve destekleniyorsa sesi bilgisayarımıza aktarabiliriz. Tek bir IP kamerayı çok sayıda bilgisayar aynı anda kullanabildiği gibi tam tersine bir bilgisayar aynı anda birden çok IP kameraya bağlanabilir.
Çok sayıda kamerayla güvenlik
Güvenlik için tercih edilen bu yöntem de merkez istasyondaki bilgisayar da yer alan yazılım aynı anda 16 IP kameraya bağlanabilir ve her birinden gelen görüntüyü ekrandaki küçük pencerelerde dizebilir. Böylece koruması yapılan alanın farklı noktalarına yerleştirilmiş
IP kameralardan gelen görüntüler sürekli olarak tek bir kişi tarafından takip edilebilir. Bu sistem dönüşümlü takipten çok daha başarılı sonuç verir.
IP kameraların her biri ayrı bir adres alacak şekilde ayarlanır. IP kameraların çoğunda bütünleşik DHCP özelliği vardır. Yani bağlandıkları ağ cihazı DHCP ile otomatik olarak
IP dağıtmıyorsa kamera keni uygun bir IP alabilir. Bu elbette pek tercih edilmeyen bir yöntem. Çünkü kamera kapanıp açıldıktan sonra IP numarası değişebilir ve bağlanan istemciler yeni IP numarasını öğrenmek zorunda kalır. Daha uygun olan ve tercih edilen IP kameraya statik IP adresi vermektir. Çok sayıda kameranız varsa 192.168.1.100 - 192.168.1.115 gibi bir aralıkta IP adreslerini statik olarak dağıtabilirsiniz.
DDNS ile dışardan erişim
IP kameraların çoğunda yazılım gelişmiş olduğundan
DyDNS özelliği bulunuyor. Bu özellik sayesinde
IP adresidışarıya raporlanır. Örneğin
www.no-ip.org gibi ücretsiz bir servise üye olursanız
DDNS ayarlarını yaparsanız kamera aldığı IP adresini bu servise raporlar. Böylece IP adresini bilmeseniz de adres üzerinden erişim kurabilirsiniz. Benzer uygulama
ADSL modemlerin yazılımında da var. Genelde
IP kameralar iç ağda adres aldığından
DDNS ile adresi güncellemek pek mantıklı değil. Bulunduğunuz ortamda ağ bağlantısı olan bir ADSL modem varsa en mantıklısı IP kameraya
statik bir adres tanımlamak. ADSL bağlantınızda statik dış IP varsa sorun yok. Sadece ADSL modemde
port açmanız gerekiyor. Port açarken server adresi sorulduğunda IP kameranızın adresini vermelisiniz. Artık bundan sonra ADSL modeminizin aldığı IP adresini sonuna port girerek (
örneğin http://178.10.20.30:8560) yazarsanız kamera görüntülerini uzaktan izleyebilirsiniz. ADSL bağlantınızda IP statik değilse
DDNS ayarlarını ADSL modeme girin. Daha sonra IP adresi ne olursa olsun hiç dikkate almadan, servisten aldığınız adresle (
örneğin http://pcnet.no-ip.org:8560) kamera görüntüsüne ulaşabilirsiniz.
Çözünürlük, tazeleme ve aydınlatma
Web kameralar da ve dijital kameralarda olduğu gibi
IP kameralarda da alıcının çözünürlük derecesi önemli. Genelde VGA yani 640 x 480 piksel ne olup bittiğini anlamak için rahatça yeterlidir. Ancak dikkat edilmesi gereken bu çözünürlükteki tazeleme hızıdır. Bazen üreticiler
VGA kalite ve
30 fps simgesi koyar. Ama detaya inince
320 x 240 pikselde (
QVGA) 30 fps ve VGA'de 10 fps olduğu anlaşılır. Akıcı görüntü için en az 24 fps gerekiyor. Çözünürlük ve tazeleme hızı dışında ışık hassasiyeti de önemli. Havalar kararında görüntü kayboluyorsa güvenlik kamerası olarak kullanmak imkansız hale gelebilir. Bazı kameraların üzerinde karanlık için aydınlatma
LED'leri yer alıyor. Bunları yazılım üzerinden kontrol edebilirsiniz. Sürekli açık, sürekli kapalı ya da gerektiğinde açık olarak seçebiliyor olmanız lazım. Üst seviye modellerde hareket imkanı veren motor yer alıyor. Motorsuz modellerde sunulan hareket imkanı esasında bir nevi aldatmaca. Önce dijital yakınlaştırma yapılıyor, sonraysa zaten görüntü alanı içinde yer alan bir noktaya odaklanarak sanki kamera hareket etmiş izlenimi veriliyor.
Power over Ethernet
IP kameralardaki eksi yönlerden biri gelişmiş özelliklerinden kaynaklanan harici güç gereksinimidir. Web kameralar sadece USB bağlantısıyla çalışıyor ama
IP kameralarda harici adaptör bulunuyor. Güvenlik için kullanıyorsanız kamerayı ulaşılmaz bir noktaya koymanız lazım. Yoksa kişi gelir güç fişini çeker ve devre dışı bırakır.
Power over Ethernet (PüE) adlı yöntemle Cat5 ağ kablosu üzerinden veri yanında güç de iletilebilir. Bunun için kamerada Power over Ethernet desteği olması lazım. Cat 5 kabloda boşta olan iki hatla güç iletilebilir. Cat 5 hattınızda güç yoksa basit bir adaptörle ekleyebilirsiniz. Yeterki ağ cihazlarında Power over Ethernet desteği olsun. Hepsi aynı güç standardını kullanıyorsa rahatça güç sunabilirsiniz. Bu olay
RJ45 ağ bağlantısı olan
IP kameralar içindi.
Wi-Fi destekli kablosuz IP kameralarda ağ kablosunun ulaşmadığı yerlere de kolayca kurulum yapılabiliyor. Yeter ki adaptörü bağlayacak elektrik prizi olsun. Wi-Fi alıcılı kameralarda RJ45 ağ bağlantısı da vardır ama
PüE olup olmaması üreticinin tercihi. Ayrıca ses iletimi de üreticinin karar vereceği bir özellik. Gelişmiş modellerde çift yönlü ses aktarımı var. Böylece kamerayı kapınıza yerleştirip gelen ziyaretçiyi görebilir ve isteğini anlayabilirsiniz. Siz de karşıdakine sesli olarak cevap verebilirsiniz.
RTSP ile cep telefonlarına ayrı servis
Kameraların desteklediği sıkıştırma formatı da önemlidir. Ağ bağlantınızda akış hızı iyi değilse yüksek sıkıştırma yapabilen donanım özellikleri iyi olan modeller tercih edilmelidir. Günümüzde
MPEG4 (Xvid) formatlı görüntü aktarabilen ve kayıt yapabilen
IP kameralar var. Hem ağa yük binmez, hem de depolanan görüntü az yer kaplar. Elbette istemcilerde internet tarayıcıyla erişim yapılabilmesi için eklenti kurulması gerekiyor. Bu eklentiler genelde ilk bağlantı anında
IP kamera üzerinden istemeilere dağıtılır. Ardından erişim sırasında herhangi bir sorun yaşanmaz. Erişimi sınırlandırmak istiyorsanız kamera ayarlarına girip yetkileri tanımlayabilir, kullanıcı adı ve şifre belirleyebilirsiniz. Eğer bilgisayar dışında
cep telefonundan görüntüleri izleme niyetiniz varsa yüksek sıkıştırma dışında
RTSP (
Real Time Streaming Protocol) desteği ne de dikkat etmelisiniz. Bunu destekleyen
IP kameralar, farklı çözünürlük ve bant genişliğiyle cep telefonlarına servis yapabilir. Telefona yük binmeden ve fazla veri aktarmadan görüntüler izlenebilir.
Görkem YILDIRIM